Kalpten kalbe yol vardır

“Benim seni sevdiğime dair benden delil isteme! Zira kalpten kalbe yol vardır. Sen, kendi kalbine bak; eğer sen beni seviyorsan,ben de seni seviyorum demektir.”

Hassan bin Sabit r.a.

Reklamlar

Nereye baksan hep o düşüş…

Yapraklar düşmede bilinmez nerden?

 Gök kubbede uzak bahçeler bozulmuş sanki…
Yapraklar düşmede, gönülsüz!

Ve geceler ağır!

Dünyamız kopmuş gibi yıldızlardan kaymada yalnızlığa…
Hepimiz düşmedeyiz, şu gördüğün el düşüyor!…
Nereye baksan hep o düşüş…
Ama “Bir” i var ki bu düşenleri tutuyor,

yumuşak ve sonsuz… 

 Rainer Maria Rilke

 

Yolculuk yanında dostla güzeldir..

Bir konaklık zaman dünya insana,
Dem o demdir ki dostlarla güzeldir..
Menzil uzak olmaz seven insana,
Yolculuk yanında dostla güzeldir..

Dostlarla gidilen dost yolunda,
çile de sefa da bir güzel olur..
Canlar bir oldukça canan uğrunda,
Canlar verilesi bir değer olur..

Muhsin yazıcıoğlu

Üzülme…

Üzülme...der Mevlana ve devam eder;

Bir yandan korku bir yandan ümidin varsa iki kanatlı olursun,
Tek kanatla uçulmaz zaten.
Sopayla kilime vuranın gayesi kilimi dövmek değil,
Kilimin tozunu almaktır.
Allah sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır.
Niye kederlenirsin?
Taş taşlıktan geçmedikçe parmaklara yüzük olamaz.
Yüzük olmak dileyen taş, ezilmeyi yontulmayı göze almalıdır..

Gitmek, gövdeye değil, gönüledir..

Gitmek, gövdeye değil, gönüledir.
Gittiğiniz yerde gönülsüz bir gövde bulacaksanız,
varışınız da boşunadır.
O zaman, gittiğiniz yere ulaşamazsınız,
sadece varmış olursunuz.
Varmış olmak, vuslata ermiş olmak değildir.

Vuslat, gönüle varmaktır.
Sevgi dolu bir gönüle ulaşmaktır.
Vuslat gönül işi olduğu için,
varmak da gövdeyle olmaz, gönülle başarılır.

‘Dizimin dibindeki, Yemen’de;
Yemen’deki de dizimin dibindedir”
der Mevlânâ…’
Göremediğin gönülden ırak olursun.
Gönül görmek diye bir çaba var mı hayatımızda?
Giremediğin gönüle eremezsin.
Hiç olmazsa, yanı başınızdakilerin gönüllerinde misiniz?
Yanı başınızdakiler gönlünüzde mi?

Vehbi Vakkasoğlu

O’nunlasın her zaman…

 
Bütün internet bağlantılarından daha hızlı,
Tüm kısa mesajlardan daha doğrudan,
Tüm plastik kahramanlardan daha gerçek,
Tüm tv dizilerinden daha dostça.

O varken “yalnızlık” sadece bir kelimedir.

O’na yakın olduğun oranda yalnız değilsin,
O’ndan uzaklığın oranında yalnızsın.

Sana şefkat eden bir Rabbin var; sahipsiz değilsin.
O seni ve diğerlerini şefkatle terbiye ediyor.
Herkesi merhametinin kucağında ağırlıyor.

O seni sevdiği için var eyledi.
Seni severek var eyledi.
Senin varlığından hoşnut.
Senin varlığın O’na yük değil.

Büyük bir ateşten küçük bir çıra tutuşturulsa
ateşten ne eksilir?

Yaşaman O’na ağır gelmez.

Seni beslemek ve büyütmek O’na zor değildir.

Senden sadece verdiklerine teşekkür etmeni istiyor.

Hem böylece sana sonsuzca vereceğini de müjdeliyor.

Sen ona nankörlük etsen de, üzerinden kudret elini çekmiyor.

Sen onu unutsan da, sana küsmüyor.

Sadece hatırlamanı istiyor.

Bekliyor, sabırla bekliyor.

Senai Demirci

İnsan, gönlüyle insandır, her gönül bir yatır derim..

İnsan, gönlüyle insandır, her gönül bir yatır derim.

Güle serenatlar yapmak bülbülün bir ibâdeti,
Ben de olsam dikenini yüreğime batır derim.

Her gün dostun kapısında gören benden sebep sorar
En öncelikli sebebim evvel – âhir hatır derim.

Bir dost sınamaya kalksa boynumu önünde görür
Amaç et ile kemikse işte sana satır derim.

Ölüm meleği koluma yâr gibi girerse bir gün
Yol azığım hazır durur, al terkine götür derim.

Yaradan bilir özümü, hiç esirgemem sözümü
Bedeli ölüm olsa da sözümü şen-şatır derim…

– Bahattin KARAKOÇ -.

En güzel…

En güzel köprü
Gönüller arasında kurulandır
En güzel göz
Her seye sevgiyle bakandır
En güzel söz
Yalansiz olandır

En güzel ates
Benliğimizi ısıtanır

En güzel çiçek
Sevgiliye armağandir

En güzel ırmak
Dost bahçesine akandır

En güzel ağız
Gerçekleri konuşandır

En güzel yol
Hasret kavusturanıir

En güzel kol
Zalime karşı kalkandır

En güzel el
Bilgiye, kültüre uzanandır

En güzel kapı
Mutluluga açılandır

En güzel kalem
Dogruyu, iyiyi, güzeli yazandır…
La Edri

Derdim dermanım imiş..

Bir dertli kul idim derman arayan…”
diye söze başladı Beyazid-i Bestami:
Kalbime bir süvari gibi indim.
Bütün ellerimle Hakk’ın kapısını çaldım,
belâ eliyle çalmadıkça kapı açılmadı.
Bütün dillerle izin istedim,

 hüzün diliyle istemedikçe izin verilmedi.
Bütün ayaklarla O’na giden yolda yürüdüm.

Yokluk ayağıyla yürümedikçe dergâhına varamadım…
Denildi ki, “Ey Bayezid! Nefsinden boş ol. Hiç ol da gel.”

 

Yıllarca gayret ettim.
Ve bir gün sükût edince baktım ve gördüm ki derdim,

 dermanım imiş…
Şimdi sen başlangıç istiyorsan, kalp süvarisi,
beden piyadesi ol da yola çık!”

Münire Daniş – Kalp süvarisi

Ârâfta…

Çatallı yolağzında şaşırıp kaldım Derviş
Söyle hangi patika güldağına gidermiş?

 

Bir yarım aklın kuyusunda, öbür yarım aşkın kuytusunda…
Cennet ve cehennem arasında…
Ucu sırattan geçen bir uçurum kenarında…
Ârâfta… Ârâfın da arasında…
Ar ve af yarasında mekik dokuyan kendimden utanıyor ve affını bekliyorum.
Şaşırdım, kaldım Derviş…
Bir yanım düşle büyüyen hayâl gibi büyülü, öbür yanım külle beslenen gerçek gibi ölümlü…
Küllerimin son deminde bir Kaknûs diriliği sun bana…
Yeşersin yeniden, yanan yüreğim…
Yeşersin yeniden, yârân çiçeğim…
Suyum sende, sende en kutlu umudum…
Çöllerde yol gösteren bir Hüdhüd’ün de mi yok Derviş?..

Senem GEZEROĞLU