Peygamber Efendimiz (sas) şöyle buyurmaktadır: “Çocuklarınız yedi yaşına geldiği zaman namaz kılmalarını isteyiniz. On yaşına geldiklerinde namaz kılmıyorlarsa ceza veriniz.”[6] [6] Bu hadis-i şerif namaz eğitimi ile ilgili ilkelerin belirlenmesinde hareket noktası olarak kabul edilmiştir.

Çocuğa yedi yaşında yani temyiz çağında namazın emredildiğini görüyoruz. Aslında her çocuk için bu dönemler farklılık arz edebilir. Çocuklarımız için kesin bir tarih belirlemek mümkün olmayabilir. Bir kaç yıllık zaman farklılığı burada bir realite olarak kabul edilmelidir. Ancak buradan anlaşılacak şey şudur ki; küçüklüklerinden itibaren onları namaza hazırlayıcı bilgilerle donatmalıyız. Farz, vacip ve sünnet gibi kavramların içerikleri; namaz sureleri ve dualarının ezberletilmesi gibi çalışmalar yedi yaşından önce verilmesi gereken bilgiler olarak karşımıza çıkıyor. Bu eğitimi alan çocuğun, yedi yaşında namaz kılması isteniyor. Yedi yaşına kadar aldığı bilgilerin uygulamasını yapmak ve hayata geçişini sağlamak bu süreç içerisindeki eğitimin temelini oluşturur.

Üç yıllık alışma döneminden sonraki onuncu yaşta çocuklarımızın hemen beş vaktin tamamını kılmasını beklemek de doğru değildir. Ancak kılmaya başladığı namazı tamamlaması, bu konuda ciddiyet ve disiplin kazanması, beş vakit namazı tamamlamaya çabalaması hedeflenmelidir. On yaş çocuğunun, edindiği bilgileri düzenleyerek içselleştirdiği, bunlar üzerinde eleştirel bir bakış açısıyla düşündüğü ve olgun bir tavırla kendisinin hal ve hareketleri hakkında fikir yürüttüğü gözlenir.[7] [7] Çocuğun, sergilediği davranışların bilincinde olduğu ve bunları hayatına aksettirdiği bu dönemde çocuk yine de namaza karşı isteksiz davranıyorsa; o takdirde cezalandırma devreye girebilir. Ancak her ne kadar cezadan bahsedilirse de Peygamber Efendimizin (sas) sünnetinde asla dayak uygulaması bulunmamaktadır. Hz. Aişe Validemiz (ra), Peygamber Efendimizin (sas) hiç kimseye dövmek niyetiyle vurmadığını belirtir.[8] [8]

Fudayl b. Iyaz, Süfyân-ı Sevrî’ye der ki:

-Ey Ebû Abdullah, biz namaz hususunda çocuklarımızı dövüyoruz. Bununla ilgili olarak ne dersin?

-Asla dövmeyiniz! Aksine çocuğunuzu eğitip, ona rehberlik ederek bu işi yaptırmaya çalışınız. [9] [9]

Peygamber Efendimiz (sas) namaz konusunda ashabına rehberlik etmiş, onlara ibadetlerini nasıl yapacaklarını uygulamalı olarak göstermiştir. Bizim de metodumuz bu olmalıdır. Sehl b. Sa’d es-Sâidî (ra)anlatıyor:

“Resulullah (sas)’ın minber üzerinde ayağa kalkarak kıbleye yöneldiğini, tekbir aldığını ve insanların da arkasında kalkıp namaza durduklarını gördüm. Hz. Peygamber(sas) kıraat etti, sonra rükû yaptı. İnsanlar da onunla birlikte rükû yaptılar. Sonra rükûdan başını kaldırdı. Ardından secde etti sonra tekrar minberde kıyama kalktı. Sonra kıraat etti, rükû yaptı, rükûdan başını kaldırdı. Tekrar secde etti. Namazı bitirince insanlara döndü ve “Ey insanlar! Bunu, bana uyasınız ve nasıl namaz kıldığımı öğrenesiniz diye yaptım.” buyurdu.[10] [10]

Namaz ile ilgili bu eğitimi sıkı tutmak ve disiplinli bir şekilde konuya yaklaşmak, anne babalar açısından son derece önemli olmalıdır. Zamanında ve çocuklara sevdirerek yapılacak olan namaz eğitimi, mutlaka sonuç verecektir. Yeter ki geç kalınmış olmasın…

Namazı en önemli ibadet olarak çocuklarımızın hayatında görmek istiyorsak devamlı olarak üzerinde durmalı, sözlü anlatımlar ve uygulamalarla bu eğitimi pekiştirmeliyiz. Sevdirmek, özendirmek şiarımız olmalıdır. Çocukların, büyüklerinin uygulamalarına ortak olmaları, onlara katılmaları çok önemlidir. Bu paylaşımları fırsat bilerek onları eğitmeliyiz. Kızmak, bağırmak yerine onları zaman zaman ödüllendirerek kazanmaya gayret etmeliyiz. “Ehline namazı emret. Bu hususta sabır göster.”[11] [11] Namazı, çocuklarımızın hayatında vazgeçilemez bir ibadet haline getirmek adına her türlü eğitim ilkesini uygulamak, evlatlarımıza karşı en büyük borcumuzdur. Ancak her şeyin yaratıcısı ve sahibi olan Allah’tan yardım dilemek gereklidir. Çünkü o kalplere kendi aşkını ve ibadet sevgisini koyarsa hiçbir engel ona galip gelemeyecektir. O halde biz de, İbrahim aleyhisselâm gibi O’na yönelmeli ve O’ndan yardım istemeliyiz: “Ey Rabbim beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle…”[12] [12] Âmin!..

Umut AĞBAYRAM  

Reklamlar

About simuzer

"Biz öyle bir hakikate hayatımızı vakfetmişiz ki güneş'ten daha parlak, cennet gibi güzel ve saadet-i ebediye gibi şirindir." R. Nurdan

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s